Son zamanlarda hayatımızda sık sık gördüğümüz iklim değişikliği, her alanda insanlığı etkisi altına alıyor. Biyogübre, su yosunu, mantar, bakteriler ve alglerden oluşan canlı organizmalardır. Özellikle tarımsal alanda sürdürülebilir tarım iklim değişikliği mücadelede önemeli bir yer alıyor. Tarımsal alanda biyogübre kullanımı tarlada yetişen bitkinin iklim değişikliğine karşı direncini artırıyor. Aynı zamanda tarımsal alanda biyogübre kullanımı, artan ekonomik maliyeti de düşürüyor. Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Münevver Aksoy, tarımda ilim değişikline bağlı etkilerden dolayı tarımsal üretimin düşeceğin aktarırken, öte yandan biyogübre kullanımının önemini vurguladı.

CANLI ORGANİZMALARDAN OLUŞUYOR

Üyesi Doç. Dr. Münevver Aksoy, biyogübreler su yosunu, mantarlar ve bakterilerden olduğunu ve canlı mikroorganizma olduğunu vurgularken, organik gübrelerle karıştırıldığını ifade etti. Aynı zamanda Doç. Dr. Aksoy canlı organizmaların, toprağı iliştirerek salgıladıkları enzimlerle bitkinin büyümesinde olumlu etkisi olduğunu belirtirken, “Gübreler canlı mikroorganizmalar bakteri olabilirler belki daha çok su yosunu olarak biliniyorlar ama toprakta da yaşayabiliyor Algler diyebiliriz. Mantarlar olabilirler canlı organizmalar bitki arttırmak maksadıyla kullanılan canlı mikroorganizmalardır. Toprağa beslemesi gibi bir şey bu şimdi bunlar canlı organizmalar organik gübrelerle biraz karıştırılıyorlar gübreler canlı değiller mesela organik gübreler de Algler de organik gübre yapımında kullanılabiliyorlar. Deniz yosunları alınıp Bunların özütü daha doğrusu Biyogübreler yani canlı organizmalar toprağa uygulanıyorlar toprağı iyileştirerek salgıladıkları bazı maddelerle bitkinin büyümesine olumlu etkide bulunabiliyorlar” dedi.   

BİYOGÜBRE KULLANIMI DAHA AVANTAJLI

Doç. Dr. Münevver Aksoy, kimyasal gübrenin ve biyogübreleri arasındaki farka değinirken, biyogübre kullanımının bitkiler açısından daha avantajlı olduğunu ifade etti. Öte yandan Doç. Dr. Aksoy biyogübrenin kimyasal gübre kullanımına alternatif olmadığına vurgu yaparken, biyogübre kullanımının topraktaki enzimlerin bitkiler tarafından daha kolay bir şekilde alınması, iklim değişikline uyum sağlaması için önemine vurgu yaptı. Doç. Dr. Aksoy, “Kimyasal gübreleri biliyorsunuzdur. Bunlar farklı türlerde gelir. Biyogübreler alternatif olmasa da biyogübreleri canlı organizmalardan elde edilmesi birçok avantaj sunabilir. Ancak, tamamen kimyasal gübreleri bırakmak yerine, amacımız kimyasal gübre kullanımını azaltmak ve toprağın doğal kaynaklarını bitkiler için daha erişilebilir hale getirmektir. Biyogübrelerin kullanımı, bitkilerin çeşitli stres koşullarına karşı daha dirençli hale gelmelerine yardımcı olabilir. Örneğin, kuraklık ve tuz stresi gibi koşullarda biyogübreleri salgıladığı maddelerin bitki üremesi üzerinde olumlu etkileri olduğuna dair bilimsel çalışmalar bulunmaktadır. Ancak, biyogübreler kimyasal gübrelerin tamamen yerine geçmez. Burada hedefimiz, kimyasal gübre kullanımını azaltmak, topraktaki doğal maddelerin bitkiler tarafından daha etkili bir şekilde alınabilmesini sağlamak ve çiftçilere sürdürülebilir tarım yöntemleri konusunda destek olmaktır” şeklinde ifadeler kullanırken sözlerine şöyle devam etti, “Özellikle fosfat gübresinin topraktan çıkartılması, bu gübrenin maliyetini artırmaktadır. Biyogübreler, topraktaki organik fosfatı bitkilerin kullanabileceği forma dönüştürme konusunda etkili olabilir. Bu, kimyasal fosfat gübresinin kullanımını azaltarak tarımın ekonomik ve çevresel sürdürülebilirliğine katkıda bulunabilir. Biyogübrelerin kullanımı sadece çevresel avantajlar sağlamakla kalmaz, aynı zamanda bitkilerin stres koşullarına karşı dayanıklılığını artırarak tarım verimliliğini artırabilir. Ancak, bu kullanımın dengeli bir şekilde gerçekleştirilmesi ve kimyasal gübre kullanımının sınırlanması önemlidir.”

DAYANIKLI BİTKİ YETİŞTİRMEK GEREKİYOR

İklim değişikliği ile mücadelede ortama dayanıklı bitki yetiştirmek gerektiğini aktaran Doç. Dr. Aksoy, ilerleyen zamanda nüfusun artacağını, tarımsal üretimin arttırılması gerektiğini ifade etti. Öte yandan biyogübre kullanımının tek başına yeterli olmayacağını ve onun yanında gen düzenleme teknolojisi kullanılması çözüm olacağını söyleyerek, “İklim değişikliği nedeniyle yağışlarda anormallikler gözleniyor. Bazı dönemlerde kuraklık yaşanırken, diğer dönemlerde aşırı yağışlar görülebiliyor. Bu durumlar bitki üretimini olumsuz etkileyebilir. İlerleyen zamanlarda nüfus artışı bekleniyor, bu da bitki üretimini artırma ihtiyacını ortaya çıkarıyor. Tarım yaparken zorlu şartlarla başa çıkmak gerekebilir. Bu durumu aşabilmek için kuraklığa dayanıklı bitkiler yetiştirmek önemli hale gelebilir. Belki de ilerleyen dönemlerde, yüksek rakımlı ve soğuk ortamlarda tarım yapma ihtiyacı doğabilir. Bu durumda, soğuğa ve kuraklığa dayanıklı bitkilerin geliştirilmesi gerekebilir. Dayanıklı bitkiler elde etmek için biyogübreler tek başına yeterli olmayabilir. Doğal olarak kuraklığa ve soğuğa dayanıklı bitkilerin bulunması veya gen düzenleme teknolojisinin kullanılması da bir çözüm olabilir. Bitkilerin biyogübre kullanımı, soğuk ve tuzlu ortamlara uyumlu bitkilerin elde edilmesinde doğal bir yöntem olabilir. Bu tür önlemler, iklim değişikliklerinin etkilerini telafi etmek ve sağlıklı bitkiler üretmek açısından önemli olabilir” şeklinde ifadeler kullandı.

Hedefevim’in evleri ihale ile satılıyor… Hangi illerde konutlar kaça satılıyor? Hedefevim’in evleri ihale ile satılıyor… Hangi illerde konutlar kaça satılıyor?

EKONOMİYE POZİTİF ETKİSİ VAR

Son olarak biyogübre kullanımın ekonomiye pozitif yansıyacağını belirterek, “Ekonomi açıdan işte en başta kimyasal gübre kullanımının azaltılması bitkilerin kuraklık ve soğuk gibi koşullara daha iyi uyum sağlayacağı için üretim artacak bitkisel üretim artacak ekonomiye direkt pozitif etkisi olacaktır” dedi.  BADE ÖNDER / ÖZEL

Muhabir: BADE ÖNDER