Milyonlarca çalışanı ilgilendiren asgari ücret konusunda nefesler tutuldu.
Asgari Ücret Tespit Komisyonu ilk görüşmeyi 1 Aralık Cuma günü gerçekleştirecek.

Masada işçilerin refah beklentileri, işletmelerin rekabet güçleriyle istihdamı devam ettirme talepleri, kamunun da işçi-işveren arasındaki dengeyi koruma hassasiyeti yer alacak.
2007 yılında 403 lira olan asgari ücret, 2022 yılına kadar normal artışlarla yoluna devam etmiş, 2022’deyse anormal sıçramalar yaşamıştı.
2022 yılında 2 kez arttırılan asgari ücret, geçtiğimiz yıla 8 bin 506 lira ile başlamış fakat ani değişen ekonomik şartlar nedeniyle 2023’ün Temmuz ayında 8 bin 506 liradan, 11 bin 402 liraya yükselmişti.
2024 için asgari ücretle ilgili çeşitli tahminler var ve bu tahminler Merkez Bankası’nın enflasyon beklentilerine göre 16 bin lira seviyelerinde kalıyor.
Merkez Bankası’nın yıllık enflasyon tahmini yüzde 65’lerde kalıyor ama biliyoruz ki hükümet kanadı enflasyon rakamlarının daha da yukarıda olduğunun farkında.
Asgari ücretin, 2024’ün Şubat ayında işçinin cebine yüzde 15’lik bir erimeyle gireceği de göz önünde bulundurulduğunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kulislerde dillendirilen bu rakama biraz daha katkı koyacağını öngörüyorum.
Ancak…
İçinde bulunduğumuz şartlarda asgari ücret 20 bin liraya ulaşsa bile bir faydası olacak gibi görünmüyor.
Atalarımız boşuna ‘Süt döküldükten sonra ağlanmaz’ dememişler.
Bir kere ipin ucunu kaçırınca toplamak gerçekten çok zor oluyor.
Bu nedenle oklar yine alım gücünün korunmasına çevriliyor ve burada da mali disiplin konusu gündeme geliyor.
Bu mali disiplin konusu bence biraz hükümeti gerer çünkü önümüzde bir yerel seçim var.

Kimse seçim önü işçiye fedakârlık yapmasını rica etmez gibime geliyor.
Çünkü işçi geçinemiyor.

2 kişinin asgari ücretle çalıştığı bir ailede, kira, çocukların masrafları, gıda, giyim, elektrik-su faturaları diye uzayıp giden temel ihtiyaç listesini dahi karşılamak imkânsız bir hal almış durumda.
Bu başlıklar eşliğinde asgari ücretin tanımını hükümet ve işveren kısmına tekrar hatırlatmak istiyorum.
Asgari ücretin dar çerçevedeki tanımı, ’İşçilere yasal olarak ödenebilecek en düşük ücret’ olarak karşımıza çıkar.
En güzel tanımıysa ‘İşçilere emeğinin karşılığı olarak ödenen, işçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını -içinde bulunduğu dönemin şartlarına göre- asgari düzeyde karşılamaya yetecek ücrettir’ şeklinde karşımıza çıkıyor.
Ben meblağ tahminlerinden ya da öngörülerinden vazgeçtim.
İşin tanım kısmı daha güzel!
Tüm işçiler kirasını rahatça ödemeyi, haftada bir kırmızı et tüketmeyi, ilacını alabilmeyi, aracına akaryakıtını rahatça doldurmayı, çocuğuyla birlikte sinema-tiyatro yapmayı hak ediyor.

Kalın sağlıcakla…